nişanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nişanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2011 Perşembe

Mobilya paradoksu!!!

Nişanlıyla dün akşam dolunayın ve yükselen koç burcunun da etkileriyle birbirimize girmemize ramak kalmıştı!! Sebebi de salon takımımız ve yemek takımımız... Sahi ben onların resimlerini sizinle paylaşacaktım değil mi? Neyse şu badireyi bir atlatalım da sonrasında gönül ferahlığıyla resimlerini koyarım bakalım beğenecek misiniz :)



Biz temmuzda bir ev aldık arkadaşlar, daha doğrusu ailem aldı, ama evlenince bizim oturmamız için, arka planda sevgili başkomutan babaannem vardı :) Hakkını ödeyemem de hiç :) Babam da dedi nişanlıya, "yavrum kardeşinle ikiniz düğüne kadar evde oturun, boş yere kira masrafı yapmayın." Nişanlımla erkek kardeşi aynı evde kalıyorlar, aile burada değil, ablaları da Ankara'da ama onlar da evli barklı filan işte; bizimkiler de "tamam" dediler. E malum erkek tarafının artık ev eşyasını alması gerekicek, herneyse biz gittik önce beyaz eşyayı beğendik, alıyoruz, ama nereye koyacağız? İlk vukuat orada baş gösterdi zaten!!!

Şimdi müstakbel evim üç oda bir salon. Salon ortak kullanım, iki oda iki kardeşin, yatakodası olacak kısımda da benim çeyizlik eşyalarım var, çünkü bizim evimiz çok küçük artık çeyizlik koyacak hiçbir yer kalmadı, babam sinir krizleri geçiriyor, "bu ne böyle nereye elimi atsam bişey çıkıyo, bu evde yaşanmaz oldu!" filan fişman diye. Biz de yeni eve götürdük çeyizleri, evde yer tasarrufu oldu hem de cidden. Bu kısa bilgiden sonra konumuza dönelim. Efendim, beyaz eşyacı adam "eşyalar burda mı kalsın, yoksa eve mi teslimat yapalım?" bizim nişanlı bu depoda kalma olayına hiç sıcak bakmıyor, daha evvelden de konuştuk ama bir türlü ikna edemedim, ille de "eve gelecek" diyor da başka bişey demiyor. ben de diyorum ki "ya bunları nereye koyacaksın, akıl var mantık var, dursun adamın depoda işte ya!!!" sonrasında "hadi adam batarsa, eşyalarımızı alıp kaçarsa" diye bir tez sunuyor, ama bizim gibi dünya kadar insan var, çoğusu evlenirken getirtiyorlar eşyayı eve, hiçbişey de olduğunu duymadım. Neyse o kadar bunalttı ki dedim, "beyaz eşyalar gelsin eve." ama içimden de diyorum ki "sen görürsün, asıl çıngar salon takımında çıkacak"

Ki beklediğim gibi de oldu, salon takımımızı da seçtik, yemek odamızı da, ama iş teslimata gelince bizimki yine aynı terane "eve gelsin, gözümün önünde dursun." bu arada ben annemin gözüne bakıyorum, çünkü annem benim eve gelmesini istemediğimi biliyor, ama annemden de "tık" yok, çünkü annem burada hakem rolünde, her iki tarafa da eşit yaklaşımlarda bulunuyor. zaten anneme diyorum ben "ben kaynanam yok demiyim, sen benim zaten en birinci kaynanamsın!" Orada ben nişanlımın beynine giremedim, ama mobilyacı dedi ki "abi sen eşya teslimatına kadar bir düşün istersen" nihayet adam benden yana çıktı yani :)))

Bu arada benim beynimden neler geçiyor, ne komplo teorileri, kısaca onlara da bir göz gezdirelim;
"bunlar kesin o salon takımlarını islendirirler (muhafazalı gelecek biliyorum oysa) ama olsun mahfederler!!!"
"sandalyeleri çizerler, misafirleri gelir oturturlar, hiç olmadı ters çevirip üstüste koyarlar, düğüne kadar pestil olur onlar yaaa"
"koltuklara oturamasalar da üzerlerine çamaşır koyarlar, ben onları bilirim, eziyet ederler eşyaya"
"hele teklileri düşünemiyorum bile!!!"

evet, böyle abuk subuk düşünce yapım da vardır benim, ama ne yapayım, onlar da hiç temiz değiller böyle düşünmem çok normal :) ha bir de, zaten evlenmeden önce ev baştan aşağı tadilata girecek, o hengamede eşyalarım zaten pert olur, onu hiç aklıma bile getirmek istemiyorum, bu masum bahanelerle yüreğimi ferahlatıyorum, bir de tadilatı düşünsem kafayı yerdim!!!

dün beklediğimiz telefon bayiden geldi, mobilyacı eşyaları bugün teslim edecekmiş, ben dün akşam son kez bütün kozlarımı kullandım, akşam bizde yemeğe kaldı, ondan sonra çay içerken annemin yanında;
-aşkım, bak son kez rica ediyorum, nolur eşyalar orda kalsın.
-olmaz aşkım, adam üstüne çökerse ben ne yaparım o zaman deliririm.
-canım ne olacak, adam niye batsın, kaç tane şubesi var yapma gözünü seviyim.
-olmaz işte ya!!!
-nereye sığdırcan eşyaları peki?????
-masayla sandalyeleri yatak odasına, kalanları salona (biz yemek takımının hepsini almadık ev daralmasın diye, sonra yazacağım bunu da)
-olmaz, sığmaz, sen onları sığsın diye üstüste bile koydurursun mahfolur onlar!!!
-hiçbişey olmaz, üstüste konmaz yanyana konur,
-yanındn geçerken kötü edersiniz, ben biliyorum!!!
-o zaman ben niye aldım eşyaları ki, düğünden önce alırdım.
- ama o eşyaları borcunu bitir diye şimdi aldık canımın içi!!!
-olmaz işte, gelecek!!!
-gelmiycek efendim!!!
-geleceeeek!!!!
(burada aklıma turşu suyu en güzel nasıl olur muhabbeti geliyor, limoooon, sirkeeee :))))




konu kapanır, annem kızar, ikimiz de susarız...

sabah olur, işe gidilecekken nişanlı der ki; "aşım sen bilirsin, öyle istediysen eşyalar düğüne kadar kalsın..."


hehehehe :))) işte bu!!! :PpP

ama yine de kalbimi bir kez daha fetheder :))) konu tatlıya bağlanır, Maya mutlu gülümsemesiyle işe gider, (gerçi biz aynı yerde çalışıyoruz, ama farklı birimlerde; aynı birimde olmayı hiç istemezdim :)))

Sizleri seviyorum :)

9 Ekim 2011 Pazar

Pazar Yazısı (09.10.2011)

(Sabah yayınlayacağım bir yazıydı, ancak internetin azizliğinden ötürü bu saate kaldı, affınıza sığınırım...)


Sabah uyanıp pencereden gelen solgun ışığı görünce, kendi kendime dedim ki: "Hoşgeldi sonbahar!"
Çünkü her sonbahar gelişinde hala güneşe aldanıp, "Yok yok, yazdan kalma son günler, ne güzel, daha gelmese bari sonbahar.." derken, ne zaman bu sabahki gibi bir durumlar karşılaşsam işte o vakit sonbaharın geldiğine kanaat getiririm. Büyük bir ihtimal, öğlene doğru ya da daha sonra yağmur da yağacak. Sokaklar bir güzel yıkanacak, yapraklar ağaçlardan kaldırımlara düşecek. Ben bir süre daha dökülen meşe palamutlarını toplayacağım. Onlara kaş göz çizip palamut aileleri oluşturacağım, geçenlerde yaptığım gibi mesela :)

***

Kıskanmak değişik bir duygu, insandan insana değişiyor.  Geçenlerde nişanlımın dairedeki büro arkadaşı bir hanım araba almış. Nişanlıdan da rica etmiş "Beni direksiyon çalıştırabilir misin?". Bizim oralarda araba çalışmak kolay, trafik filan da yoktur öyle. Nişanlı da "Tabii," deyince, "Aman Maya'ya söyleme, kıskanır filan, şimdi sen zor duruma düşme" demiş hanım ablamız. Nişanlım bunu bana söyleyince ben bir güldüm bir güldüm :) Dedim "yapmayın böyle şeyleri ben seni kaç yıllık oda arkadaşından mı kıskanayım, kaç sene ben de orada çalıştım zaten tanımasam etmesem neyse" Ben de böyle bir kıskanmayan insanım işte, kendime güvenimden mi, yoksa nişanlıma güvenimden mi, yoksa her ikisine olan güvenimden mi bilmem :) Ama geçen ben araba kullanırken bir iki gereksiz müdahalede bulundu, ben de dedim; "acemilere çok karışmaktan bana da karışmaya başladın, o çeneni sıkı tut aşkım" :)))

***

Ama nişanlı iyi bir direksiyon hocası. İyiliği sabrından geliyor, beni ilk araba dönemlerimde görecektiniz, vites değiştiriyorum diye kendimi yolların fatihi sanıyordum, nişanlı "şunu yap, bunu yapma" dedikçe bende bir çemkirmeler, bir baş eti yemeler görecektiniz; ki ben de şu an ona diyorum ki : "Canım senden Allah razı olsun, cidden sende peygamber sabrı varmış!!!" :))) Şimdiki durumumu söylememe gerek yok, artık rahatça trafikteyim :))) Sağol bebeğim :PpP

***

Annem evde yok bu haftasonu, rahmetli dedemin 52'sine gitti, biz de gitmeyi çok arzuladık ama annem yalnız gitmek istediğini söyleyince kararına saygı duymak zorunda kaldık. Anne-baba kaybı çok değişik oluyormuş, Allah yaşayan herkese sabırlar versin, yaşamayanların ailelerine de sağlıklı uzun uzun ömürler versin. Annem dedemi kaybettikten sonra çok başka oldu, şimdi o evreyi atlatmaya çalışıyoruz, "onu çok özlüyorum" diyor, "ben onunla herşeyi konuşurdum"... Kıyamıyorum hiç, o ağlıyor bazen, ben hem dedeme hem anneme ağlıyorum; çünkü annemin gözyaşına hiç kıyamıyorum...

***

Ama annem akşam eve gelince beni kesecekkkk :))) çünkü gittiğiden beri evde hiçbişi yapmadık :D gerçi yapılacak bişi de yoktu ya, olsun, ben gidip kahvaltı bulaşıklarını bir an önce makineye dizsem iyi olacak, yoksa halim harap :P

***

Uzun bir yazı oldu yine, e malum pazar yazısı bu da böyle olsun :) Sizi seviyorum!!! :)))

( not: bu arada Sevdiğimle nişanlanalı tam 1 sene olmuş, bugün yıldönümüydü, yarın sade ama güzel günümüzün ayrıntılarından bahsederim, öpücükler :)